yazıp seslendirdiğim şiirlerim

2 Şub 2019
14
0
0
#1
seslendirdiğim mp3 : http://k003.kiwi6.com/hotlink/l51ispdil8/ask_simdi.mp3




Aşk Şimdi

kaçımız boyun eğiyor aşkın çıkmazlarına
hangimiz saçları yeni taranmış
üstü başı temiz bir talebe
en son hangimiz mektup kokusu çekti ciğerlerine

bir dere yatağına düşmüş gül gibi
bitkin, dağınık ve paramparçayız hepimiz

kumrular birbirine gönül koyarken
bir ormanın çatırdayan dallarında
kefaretini ödemiş çoktan kurlaşmaların

suçu
bir etin içinde nefes almak
insan olmak bana sorarsan
yani bana sorarsan
bir kelebeğin hikayesi kadar mutluluklar
kanatları gibi alaca, ömrü kadar uçuşkan

boynun hep menekşe kokar falezler gibi yıkılarak gökyüzüne
elindeki kitabın arasında kurut söz gelimi
ve kaldığın son sayfada iliştir yaralarımıza

aklımızda pas tutan güzel yarınların
karanlıkla ıslanmış şeytan bulmacaları gibi
dik kayalarla bilenmiş uçurum çiçekleri

bir yamacın kenarı gibi kokusu
bir şekilde boynunu kışa teslim etmiş
açık açık çağırırken kendi ölümünü
bir çağlayan kadar ıslak ve çığırtkan iklimlere

kökü dışarıda kalmış sarı bir söğütün
uzun saçlarını keserken sonbahar
yüklenmiş geliyor bulutlar
serin köylerin koynundan geçmiş
rakımı yüksek çam havasıyla selamlıyor ikimizi

bulutlar mı?
yağmurları taşıyor mezarlara
su damlalarının her biri göğün göğsünden aşağı
hücrelerine işleyerek birikecek göz çukuruna
ve yüzün toprak kokacak
saçlarından gizlice çiçekler toplayacak ellerim belki


ellerini kaldırıp altına bak
eksik, dikine uzamış ince parmaklarım
ağırsarken kırık dalların yükünü
şiirin öz kütlesi kadar yalnız
mürekkep koyusu kadar ağır gelecek
hüzün, geceyi yırtarak girecek aramıza
gölgemizde birer idam ipi
kanlanırken ecelin iliklerine

leyleklere takvimleri kim öğretti?
rüzgar, çam yapraklarını uğuldamaya nasıl ikna etti

bir eylülün sararmış kenarına
birer birer yığılırken kar taneleri

bir yer çekimi
en çok sonbaharda gösterir kendini
bir fizik kuralı bu elbette
yaprakların dallarıyla vedalaşma sebebi
say ki bir semazen gösterisi
kendi etrafında çırpınarak kopup düşmesi

ayrılık zor, ayrılık bir yılan ısırığı ensemizde
kalbi pıhtılaştıran, anıları yavaşça felce uğratan
artık ölüm yakın
can verirken tüm yaşanmışlıklar birbiri ardına
bir ateş önce yanından başlar yakmaya
uykuya dalarken bir aşkın cenazesi

şimdi, iyi bir sebep
en ölümcül intiharı yabancı bir şehrin
ve parçalanışı, uzun yolların

torosları tırmanırken bir genç ceylan
yamaçlarından aşağı gülümsüyerek bırakıyor kendini çığlığı
çimlerin yeşil saçlarına
ve bir kırılganlığı emziriyor gibi bileğinden
kendi kanıyla

şimdi aşk, kalbimizde bir besleme
aşk şimdi, aramızda dik bir yokuş
dilin kemiği kırık
boynundan zincirle bağlanmış bir öküz
birbirimize olan esaretimiz.