Umuda gidecek hiç bir gemim yokken yaşamak için çırpınmak doğru mu?

2 Şub 2019
50
0
1
#1
Merhaba herkese 😊
Şuan küçük bir ilçede ikamet eden, 23 yaşında olan biriyim. Babam şirketler de, şantiyeler de çalısır. Annem ise ev hanımıdır. Abim veya ablam yok benim. 2 kardeşim var. Biri erkek, biri kız. Tabi onlar yaş olarak benden baya küçükler. Ben lise de ekonomik problemler, hem okul hem iş hayatı birden yürümeyince okulu bırakmak zorunda kaldım lise de.18 yaşına gelene kadar çok yerde çalıştım ve 18 e geldikten sonra şehir dışına babamın yanına gitmeye karar aldım. Valizimi topladım, ailem ile vedalaştım ve çıktım. Babamın yanında işe başladım gittiğim günün sabahında. Uzun bir zaman çalıştıktan sonra ayağımda beni rahatsız eden ağrılar sebebiyle izne geldim. Devlet hastanesine ve akabinde üniversite hastanelerine gittim fakat pek ilgilenilmedi, basit ağrı kesici melhemler ile geçiitirildim. Sonrasında ise karar alıp İstanbul'a geldim. Tabi yanımda babam da geldi iş yerinden izin aldı. Ün yapmış, isim yapmış bir ortopedi ve travmatoloji uzmanının kapısını çaldım. Bir çok ailenin ev geçindirdiği ücret karşılığında muayene oldum. Ameliyat olmam gerektiğini, ayak kemiklerim de problemler olduğunu söyledi doktor. Ameliyat için yüksek meblalarda ücret istendiği için ameliyat olmak istemediğimi, ancak istenilen ücretin yarısı kadar ödeme yapabileceğimi söyledim. Buraya kadar heşey normal değil mi? Peki ya sonra ne oldu?

Muayene eden özel hastane doktoru verebileceğin fiyattan ameliyat yaparım. Fakat bu hastane de yapamam dedi. Ardından beni tanıdığı bir hastaneye taksi ile yönlendirdi. Tabi taksiye bindim, gitmem gereken hastaneyi taksiciye kendisi söyledi ve o hastaneye doğru yola koyuldum. Sonrasında hastaneye ben varmadan telefon açmış ki ben gider gitmez hızlı bir şekilde işlemler başladı. Hastaneye yatmışım yapıldı, serum vesaire bağlandı damar yolu açıldı. Ameliyat öncesinde yapılan muayene de ayağımda ki sorunun düzeleceğini, eskisi gibi olacağımı da bizzat belirtti doktor. Burayı atlamamak da fayda var diye düşünüyorum.

Ameliyat için yatış yapıldı, damar yolu açıldı derken sabah saatlerinde odaya ameliyat önlüğü bırakıldı. Sonrasında sedye ile gelip aldılar odadan. Ameliyathaneye doğru yolculuk başladı. Ameliyat olduktan sonra uyandığım da gözümü her iki ayağımın diz kapağıma kadar alçılı olduğunu gördüm. Bir kaç saat sonra doktorun asistanı geldi. Doktor beyin gönderdiğini, ücreti almaya geldiğini söyledi. Tabi biz öncesinde bu ücreti hazırlamış beyaz bir zarf içine koymuştuk. Tabi ertesi gün ameliyat eden doktor geldi, iyi misin tarzında sorular sorup ayrıldı yanımdan.

Ben her iki ayak alçılı bir halde diğer gün hastaneden ayrıldım. Taksiye binip havaalanına doğru taksiye binip yol aldım babam ile beraber. Uçak kalkışı iptal olunca 2 gün havaalanında kaldım ameliyatlı bir halde bankların üzerinde. Tabi o süreç de çektiğim acının tarifi yok denilebilir. Sonrasında bir kaç gün sonra uçağa binip memlekete geldim. Oradan da üzerimiz de para olmadığı için, ambulans ayarlanamadığı için havayolu servisine bindim. En arka beşli koltuk da, ağzına kadar dolu otobüs ile bağlı olduğum ilçeye geldim. Tabi yine her iki ayak da yerde, sarsıla sarsıla geldim. Sonrasında ise servisten inip taksiye bindik ve oradan da evime geldim.

Ortalama olarak 70 gün yataktan kalkmadan sırt üstü uzandım. Tuvalet ihtiyacımı bile gideremedim kalkıp. Erkek kardeşim, annem yardımcı oldular 70 gün boyunca. Tabi sormasında yeniden kontrole gittim tekrardan aynı şekilde. Ayağımda ki alçılar alındı, özel bir ayakkabı verildi. O ayakkabıları giyip yavaş adımlar ile hastaneden ayrıldım ve tekrar memleketime döndüm. Ve ortalama 1 ay kadar bir süre sonra gidip tekrar muayene oldum. Özel ayakkabılar çıkarıldı, ayak ölçülerime göre yapılan tabanlık verildi. Yanımda götürdüğüm spor ayakkabı içerisine bu tabanlıklar yerleştirildi. Ve yeniden memlekete döndüm.

Tabi haftalar, aylar geçmeye başladı ama ayağımda ki ağrılar devam ediyordu. Hatta misli ile artmış bir şekilde devam ediyordu bu ağrılar. Doktor ise sürekli 15 güne iyi olur, 20 güne iyi olur, kemikler kesildi kolay değil öyle tarzında sözler söylüyordu. Tabi ben farklı bir doktora gittim daha sonra. Doktor ise kullanılan ameliyat tekniği çok yanlış. Ayağında herhangi bir düzelme yok dedi bana. Tabi bu olayların üzerine ameliyat eden doktoru arayıp telefonda biraz tartıştım. Doktor ise kendini farklı bahaneler ile savundu her defasında. Tabi sonra farklı doktorun kapısını çaldım ve ameliyatın riskli olduğunu, memnuniyetsizlik riskinin fazla olduğunu söyledi.

Tabi bu olayların üzerinden 4 yıl geçti ve ben 4 yıldır evdeyim. Müstakil bir evin bahçesine bıraktığım bir adet masa, 2 sandalye üzerinde geçiyor tüm vaktim. Yürürken, ayakta dururken, otururken ayak tabanımda dayanılmaz bir ağrı var. Çoğu zaman gece uyutmayan, uykudan uyandıran bir ağrı bu. Engelli raporu için başvurdum fakat yeterli oran alamadım hiç bir seferinde. Çünkü %40 oranında rapora sahip vatandaşların engelli sayıldığını, %39 da kalsan bile engelli sayılmadığını bir çoğumuz biliyoruz.

Tabi ben bir çözüm yolu bıkmak için bu 4 yıl içinde önce açık öğretim ile liseyi bitirdim. Sonra ise üniversite de önlisans sağlık bölümü kazandım. Fakat ailem maddi olarak iyi durumda değiliz, sana destek olamayız dediği için kazandığım ve hatta İnternet üzerinden kayıt yaptığım okuluma gidemedim. Engelli raporu almam için gerekli oranı alamadım. Zaten alamayacağımı, zorlamamam gerektiğini söylediler doktorlar. Aynı zamanda ayağını yormayacak bir iş bul, masa başı tarzında çalışmaya bak denildi. Yıllardır öyle bir iş de bulamadım. Cimer, bimer, işkur, sağlık bakanlığı ve daha bir çok makama yazdığım dilekçelerin, açtığım telefonların haddi hesabı yok.

Her ne kadar sürekli ağrı sızı içinde olsam da ve bu problem çalışmama, uyumama bile engel olsa da ben bazı şartlara göre engelli sayılmıyorum. Henüz 23 yaşındayım ve hayata dair hayallerim var. Ve hepsi sadece hayal olarak kalacak kursağımda. Ailemle sorunumu paylaştım fakat tedavisi yoktur, 3 doktora gittik ameliyat sonrası eğer olsa onlar yapardı ameliyat dediler. Peki ne olacağım deyince de biz ne bilelim tarzında bir cevap aldım. Babam ise telefonun var, İnternetin var, çay var, kahve var. Kafana göre takıl işte, ben çalışıyorum nasıl olsa diyor. Fakat benim hayattan beklentim akıllı telefon ile WiFi bağlantısı üzerinden İnternet de sörf yapmak, çay kahve yudumlamak değil. Kişisel gelişim kitaplarına inanılmaz ilgi duyan biriyim. Psikolojiye olan ilgimden dolayı hem bu tarz makaleler, kitaplar okurum. Fakat son zamanlarda hayat, yaşam anlamını yitirdi benim için. Yaşamak, hayata tutunmak için hiç bir sebep bulamıyorum. Tercihim olmadan geldiğim bu dünyada içinde bulunduğum şartları kabullenmem, kabullenmek zorunda bırakılmam saçma geliyor. Belki başınız ağrıdı, gözleriniz yaşardı okumaktan şu yazdıklarımı. Değerli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederim. Hoşçakalın, Allah'a emanet olun.